Yazı Detayı
09 Ocak 2021 - Cumartesi 00:38
 
ÇÜRÜK TAHTA ÇİVİ TUTMAZ!
İsmail ŞİMŞEK
bolkarhaber
 
 

27 Mayıs 1960 darbesi  bu milletin sırtına vurulmuş ilk hançer olarak toplumsal hafızada büyük travmalar yaşattı.

Ardından 12 Mart 1971 mıhtırası derken darbe yapmak bu ülkede bir ritüel halina dönüştü.12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 , 27 Nisan 2007 e- muhtırası derken en son 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasını yaşadık.

‘’ Müslis tüccar sıkıştıkça eski defterleri karıştırırmış.’’ Bu gün darbe imaları yetmiyormuş gibi üstüne üstlük birde ‘’ ideolojik taasubiyet’’ üzerinden kendi kabullerini dayatmaya, ‘’başörtü ’’  sorunu üzerinden sistematik hayal kırıklıklarımızı yeniden gündeme getirilme çabalarına tanıklık ediyoruz.

Zira muhalif olma adına zihin kodlarımızdaki bu cerehatları bir türlü  zihinlerimizden kazıyıp, köreltemedik.

Maalesef ‘’ Çürük tahta çivi tutmuyor.’’ Bu günlerde yine benzer imalarla sosyolojik zemini enfekte etme adına bazı çağrışımların yapıldığına tanıklık ediyoruz.

Sürekli muhalefette kalmanın etkisi olsa gerek bu ruh hali  bir beklenti eşiğinde olanların histeri düzeyine öyle bir tavan yaptırdı ki bu beklenti sadece apoletli siyaseti değil, artık apoletsiz askerlerinde bir darbeden umutla iktidar rüyalarına yatmasına, fırsat buldukça zaman zaman darbe çığırtkanlığı yapmasının psikiyatri sarmalına neden olmaya başladı.

Bu kesimlerin bir vokal şeklinde darbe  imalarını dillendirmeleri belli şeyleri  gerçekmiş gibi ortalığa saçarak umutsuz bir umudu kovalamaları 27 mayıs 1960 ihtilaline döşenen taşları ‘’Menderes seçim açıklasaydı darbe olmazdı’’ demek  seçimi açıklamadığı için darbe müstehak hale dönüştü anlamı çıkar ki bu sürekli çaresizliğin ‘’ majör depresyona’’ evrilen ruh halinin belirtileri desek yanılmış olmayız.

Oysa darbeler tarihine bakarsak bunun domino etkisiyle bir süreçler bütünü olduğunu görürüz.

Darbeler sürecine baktığımız zaman şu  planlamaların adım adım uygulandığını görürsünüz.

- Öncelikle, iktidarların hukuki ve siyasi meşruiyeti tartışmalı hale getirilir; bu durum altlık olarak parti ve hükmi şahsiyeti sorgulanır, ardından siyasal güdümlemelerle siyasi krizlerin varlığı öne sürülerek iktidarın bunun üstesinden gelemediği lanse edilir.

İkinci aşama,   bu tezlerle  sokak  gösterileri ve sokak eylemleri ile  sosyolojinin fay hatları  harekete geçirilir. Toplumsal düzenin yerini kaosa bıraktığı izlenimi uyandırılmaya çalışılır.

Üçüncü aşama,  psikolojik harekât ve karalama kampanyalarıyla siyasal gücün sosyolojik  gücü kırılmaya, bir yerlerden finansal krizler pompalanarak toplumda infial oluşturlmaya   çalışılır.

Dördüncü aşama,  sosyla medya kışkırtmaları ile  insanların yaşam alanlarına dokunan  sabote eylemlerle iktidar aciz bırakılmaya çalışılarak  toplumsal infialler uyandırılmaya çalışılır. Dolayısıyla iktidarın otoritesi yıpratılarak  demokratik  sistem çökertilmek istenir.

Son aşama, 1980 öncesinde olduğu gibi siyasal  cinayetler ve  terör eylemleri  belli yerlerden azdırılarak toplum tahrik edilir milli güvenliğin  ve kamu gücünün kaybolduğu algısı  pompalanır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdede darbe sürecine giden yol bu ve benzeri taşlarla döşenmiş , darbeler bu şekilde hayata geçirilmeye çalışılmıştır.

Son zamanlarda ilk dört aşama güdümleme anket şirketleriyle siyasi desteğin yüzde 35’lere düştüğü zannı ile iktidarı meşruiyet sorunu tartışması içine çekme çabası bir dizayn kurgusu formüle edilmeye çalışılmaktadır.

Mesela, dolar manipülasyonları ekonomik çöküntü ve toplumsal infial görüntüsü verme çabası bu kaos zeminini oluşturma gayretidir.

Aslında bir süredir görünen husus, AK Parti ve Erdoğan’dan rahatsız olan küresel güçlerin Türkiye’de dönemsel olarak kullandığı ve birbiriyle rekabet eden piyonlarını harekete geçirme çabaları, sosyolojinin fay hatlarını kurcalama girişimleri  bunun içindir.

Bu odakların iktidar ve sistem değişikliği arzusu hararetli bir şekilde kendisini hissettirmektedir.

Genel seçimlerden sonuç olma ve seçimleri bekleme tahammülü kalmayan bazı ‘’üniformalı politikacıların’’ ;  bazı  yapıları tahrik ederken bir şekilde iktidarı devirmek istemektedirler.

Bu günlerde  iktidara dönük  manüplasyon çabaları  iktidarın zafiyet yaşadığı, meşruiyetini yitirdiği zannını oluşturma çabası bunun işaretidir.

İnsanımızın feraseti ve demokratik teamüllere olan inancı  darbe mekanizmasının attığı adımları  hemen deşifre edilme yeteneği kazanması ve anında  etkisizleştirilme refleksi  en büyük kazanımımız olması yönüyle önemli bir durumdur.

Misal, Hitler’in sağ kolu ve propaganda bakanı Joseph Goebbels’in, ‘’Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa, siz yalana devam edin” sözü sürekli hale gelen yalanın propaganda olarak  kitleleri nasıl harekete geçirdiği düşünüldüğünde bazı siyasal merkezlerin ve yan kuruluşlarının  ‘’iktidara aşerme’’ çabaları ile yalana sarılması amaca giden her yol mübahtır anlayışı  üzerinden düşünülmesi gerekir.

Bu gün  iktidar umudunu artık terkeden kesimlerin bu gün tek çıkar yol olarak artık yalanı ve   kaosu körüklüyerek  toplumsal zemini  enfekte gayreti, manidardır.

Oysa illegal iktidar iklimine sırılsıklam aşık bu militarist aklın;  tarih yetimi olmayan bu milletin genetiğini, toplumsal ritüellerini bir kavrayabilse, bu millet için siyaset üstü davranıp kollektif akılla  devleti ve milleti için çalıştığı görüntüsünü bir verebilse, terörle bu toplumun temelini dinamitleme gayreti olan iç işgal heveslisi iç uzantılara uzak olduğu hissini bir yansıtabilse, amalarla fakatlarla düşünmeden 27 Mayıs ve ardılları darbe ve darbe teşebbüslerini açık yüreklilikle bir lanetleyebilse toplum bunu görürken kendi içinde bulundukları  iktidarı elde edememe sürekli umutsuzluk ve çaresizlik halinin tedavi edilebilir hale evrilebileceğini  kendileride görecektir.

 

 

 
Etiketler: ÇÜRÜK, TAHTA, ÇİVİ, TUTMAZ!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
16 Ocak 2021
ARDIÇ KUŞUNU ÖLDÜRMEYİN!
22 Aralık 2020
YİĞİT SARSILIR; YERE YIKILMAZ!
16 Aralık 2020
ÇARHIMA GERDİĞİMİZ MİSTİK KAVRAM: “EMPATİ”
02 Kasım 2020
TOROSLAR BELEDİYESİ’NDE YENİDEN YAPILANMA SÜRECİ-1
19 Ekim 2020
07 Ekim 2020
DOSTLUK, EMEK İSTER!
20 Eylül 2020
KARAKTERLİ YALNIZLIK!
11 Eylül 2020
EMPERYALİZM VE KONTROL EDEMEDİĞİ STRATEJİK AKIL
04 Eylül 2020
YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR
28 Ağustos 2020
LOZAN, YUNAN ŞIMARIKLIĞI VE MUHALEFETİMİZ
21 Ağustos 2020
BAŞKA ZİHNİN DEKORİSTLERİ…
14 Ağustos 2020
BAŞARI, GAYRETE AŞIKTIR!
13 Ağustos 2020
ASKIDAKİ HAYALLERİM
30 Temmuz 2020
HİLAFET TARTIŞMASI…
23 Temmuz 2020
TECAVÜZ SKANDALI, SOSYOLOJİK TASNİF VE KANIKSANMIŞ İKİYÜZLÜLÜK
15 Temmuz 2020
15 TEMMUZ MANİFESTOSU
10 Temmuz 2020
KLAVYE GLADYATÖRLERİ
04 Temmuz 2020
BAROLARIN DEMOKRASİ PARADOKSU
26 Haziran 2020
ÖNEMLİ OLAN SİZSİNİZ!
20 Haziran 2020
MERSİN BÜYÜKŞEHİR İÇİN EMSAL OLABİLİR Mİ?
13 Haziran 2020
AYASOFYA, NEDEN CAMİYE DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR?
06 Haziran 2020
VİZYON ÜRETMEK
30 Mayıs 2020
YALANA DEVAM EDİN!
22 Mayıs 2020
SORGULAYAN NESİL
17 Mayıs 2020
POTANSİYEL BUDAMASI
09 Mayıs 2020
BAŞKAN GÜLTAK!..
01 Mayıs 2020
ELİNİZİ PATLATINCAYA KADAR ALKIŞLAYIN!
24 Nisan 2020
TAPU ÇALIŞANLARIDA RİSK ALTINDA!..
20 Nisan 2020
LİDERLİK; ÖNGÖREBİLMEKTİR!
13 Nisan 2020
ADI CEMİLE
05 Nisan 2020
ÖLDÜRMEYEN, GÜÇLENDİRİR!
28 Mart 2020
KELEBEK ETKİSİ VE GÖZ YAŞLARIMIZ
21 Mart 2020
SADECE ALKIŞLAYALIM MI?
14 Mart 2020
HARABELER ÇİÇEĞİ
09 Mart 2020
Paradigmalar Savaşı
18 Şubat 2020
Politik Amaç Mı ; Politik Ahlak Mı ?
11 Şubat 2020
Ülkem Gibi Gözü Yaşlı; Ülkem Gibi Yorgunum
24 Ocak 2020
Şiir
15 Ocak 2020
İdrak Sorunu Ve Kavrayış Gecikmesi
30 Aralık 2019
Bu Kez Başaramayacaksınız!
16 Aralık 2019
Tkgm’den Sıradışı Bir Yapılanma; ‘’ Yurt Dışı Tapu İşlemleri’’
09 Aralık 2019
Vicdan Üşümesi Mi; Vizyon Üşümesi Mi?
02 Aralık 2019
Vurun Ulan Vurun; Ben Kolay Ölmem!
27 Kasım 2019
Bir Eğitim Politikamız Varmı?
18 Kasım 2019
Tkgm Olarak ; ‘’ Kendi Kıymetlerimizi Sahiplenmeliyiz’’
11 Kasım 2019
10 Kasım Ve Atatürk’e Mektup
28 Ekim 2019
Lider Olunmaz; Lider Doğulur!
21 Ekim 2019
Toroslar Kent Konseyi Büyük İşlere İmza Atıyor
09 Ekim 2019
Liderlik Sorunu, Politik Çiştenlik Ve Muhalefet
29 Eylül 2019
Doktor Robot, Lütfen Ameliyathaneye
08 Eylül 2019
Robotlar Çağında İnsanlığın Geleceği Tehdit Altında
02 Eylül 2019
Başkanlar, Yeni Nesil Kent Olgusu; ‘’Akilli Şehirlere’’ Ne Kadar Hazir?
26 Ağustos 2019
Anne Lütfen Ölme!...
15 Ağustos 2019
Vasatlıkla, Mükemmellik Yakalayamazsınız !
Haber Yazılımı